poppy

poppy Sevgi / Hekayələr 15-11-2018, 15:40

Enkazdım, enkazın oldum.

Enkazdım, enkazın oldum.
Enkazdım, enkazın oldum.


Meyhanede çalıştığım sıralarda biri vardı. 40’larında mı desem, 30’larında mı bilmiyorum veya 50’lerindeydi bu adam, fakat hayat yaşlandırmıştı bilemem… Her neyse bu adam, her gece gelip bi büyük rakıyı deviriyordu, ortalama 2 aydır burada çalışıyordum ve her Allah’ın günü geliyordu. İzin günümde sırf o adamla içmek için geldim. Ses kaydına alacaktım konuşmayı, söylediklerini anlamam lazımdı, bu herif boş biri değildi… O gün bekledim, saat 22:55’di geldiğinde. Tam saatinde gelmişti, dakik bir abiydi… Her neyse, geldi her zamanki yerine oturdu. Ben onu bekliyordum, yanına gittim ve izin istedim.
-Oturabilir miyim abi?
+Buyur genç adam, otur.
Rakıyı, getirdiler direk. Açtık, iki parmak koydu, gerisi su…
-Abi, izninle sana birkaç soru soracağım, izin verir misin.
+Buyur bakalım, seni dinliyorum.
-Önceliğim, neden rakı? Ve orada gördüm iki parmaklık koydun neden, iki parmak?
+Rakı masasının adabını bilmez misin sen genç adam? Bu rakıyı adabına göre içersin, öyle açıp fotoğraf atan birkaç veled gibi içemezsin. Rakının yeri ayrıdır evlat, en kalenderidir, herkese yakışmaz. Başta keyfine kadar, sonra derdine kadar koyarsın rakıyı. Bu yüzden iki parmakla başlarım, bu yüzden her gece son bardağımı sek içerim. Bak bir şiir var.

‘’Rakı, ben gibidir, yalnız gitmez.
Rakı, ben gibidir, sensiz gitmez.
Rakı, ben gibidir…
Rakı, sen gibidir…
Rakı, ikimiz gibidir.
Rakı, susuz da içilir,
Rakısız bir hayata da devam edilir.
Bensiz bile hayatım devam eder
Fakat sensiz…
Sensiz, aldığım nefes bile haram gelir.’’
ve biliyor musun evlat? Bu şiiri yazıp kafasına sıkar şair. Son şiiridir bu ve sonlar bana benzerler. Eksiktirler hep, her sonun bir eksikliği vardır. İçiyorum bu rakıyı, içtiğime değsin diye, acım sönsün diye…
-Pekâlâ abi sol bileğinde bir bileklik var. Onun anlamı ne?
+Sen… Sen onu nasıl… Her neyse evlat, o Elvan’ımın bana son izi.

Burada bileğini açtı, iki kesik vardı. Sonra masaya bi çakı çıkardı, koydu ve sonra bileğindeki dövmeyi gösterdi. Rakı bardağı vardı, fakat kan taşıyor gibiydi, sonuna kadar dolmuştu bardak, bardaktan taşan kısım kandı ve o kanın yanında taşan birkaç farklı çizim vardı.
-Bu nedir abi?
+Dedim ya rakıyı derdine kadar koyarsın (çakıyla o rakını bardağının altından başladı, biraz bastırdı ve kanama başladı tepesine kadar çıkardı bardağın. Ve kan damladı tepesinden). Bak işte bu insandır evlat! Dertleri birikir, birikir, taşar ve sonra kanar. Ve sonra, sonra umutlar taşar, hayaller, ümitler… o bardak benim evlat, o bardak benim gibiler. Sen de öyle, o köşedeki kumral saçları olan kadın da, o arkamızdaki kel de, köşe başındaki dilenci de, o arka sokaktaki şarapçı adam da. Biziz bu, bizleriz bu. Devam ederiz hayata, sen de saklıyorsun, herkes saklıyor. Saklarız, amacımız yokmuş gibi başka…
-O çakıyı çıkarırken, yanında bir tesbih vardı. Onu gösterir misin, imamesinde bir şey var, o ne?
+Ametist taşını bilir misin evlat? (tesbihi çıkardı, masaya koydu ve bu sırada rakı bitmişti, yenisini söyledik, geldi.) bunu bana o aldı, son hediyesi oldu ve sonra gitti. Çakıyı da o zamanlar verdi, bir ağaç vardı. Çakıyı bana hediye ettiğinde, bir ağaç vardı. O çakıyı tanıştığımız ağacın yanında verdi bana, yıldönümüzdü. Ve o ağaca, o çakıyla adını kazıdım. Ve sonra gitti ve ben o çakıyla, bileklerimi kanattım. Olmadığı her güne bir çiziğim var, ondandır o bilekliği takışım.
Biraz sustuk içtik, içtik ve içtik… o şişeyi de bitirdik. Benim kafam iyice uçtu, bu yazdıklarımı da ses kaydından dinleyip aktarıyorum sizlere. Tamamını da aktaramıyorum açıkçası, belki bir gün aktarırım…
-Pekâlâ abi, son sorum. Ceketin sol cebindeki fotoğrafı fark ettirmiyorsun, ama baktığını gördüm. Orada bir yazı var, o dikkatimi çekti o yazı ne?
+Sakladığım tek şey, onu anlatamam, gösteremem. Ama şunu derim sana. Ben ondan sonra öldüm, fakat öldüğümü hissettikçe yaşadım ve yaşadığımı hissettikçe öldüm.
Dedi ve masaya biraz para bıraktı, üstü kalsın dedi. Eyvallah çekti, tesbihi bana bıraktı ‘sende kalsın evlat, ben onun manasını çoktan yitirdim…’ ve sonra gitti. Tesbihi elime aldığımda dikkat ettim, her taşına özel işlemeler yapılmıştı. Her birinde ayrı kelime yazıyordu. Ve tamamında onun adı vardı. Ve tesbihin imamesinde, arapça bir yazı vardı. ‘’Sonumdun ve başlangıcım.
Ölümüm oldun ve doğuşum.
Başlangıcım olmuşken, sonumdun.’’
Hikâye yarım kaldı sanmıştım, ertesi akşamı bekledim. Elvan’a neler olduğunu anlatmadı. Ceketimi toparlayıp çıkarken, bir şey fark ettim. Paraların arasında o kâğıt vardı. Mektup mu her haltsa işte…
‘’Sen,
yangınımdın, söndürdün.
okyanusumdun, küle döndürdün.
Fakat ben noktaydım, virgül yapmaya çalıştın.
Kırılmıştım, onarmaya çalıştın.
Enkazdım, enkazın oldum.
Ben yoktum, sen yarattın beni baştan.’’
Araştırdım olayı, tesbihin yapıldığı yeri buldum. Bu işlemeler bir yere aittir dedim, oraya gittim. Orada Ahmet abi vardı çok sevdiğim biri, sordum tesbihi. O yapmış.
‘’Bu tesbihi yaptıran kişi şizofreni hastası biri, arada böyle geliyor, sipariş veriyor. Bi kız mı ne varmış, çocuklukta sevmiş 60 yaşında işte bu 20 lerinde evleneceği kızı vurmuşlar ve bu adam onunla yaşamış. Onu yaratmış hafızasında, onunla yaşamış ve onunla ölecek muhtemelen. Hayat ne ilginç değil mi? adam ortalama 40 yıldır ölmüş biriyle yaşıyor ve kimse o adam kadar mutlu değil. Bi haber çıktı onla ilgili, kansere mi ne yakalanmış. Ölür yakında ya işte, güzel olan her şey bitiyor…’’
Biraz daha konuştu ama pek önemi yok, önemli olan burasıydı. Bu kısmıydı. Ben bu akşam, içmiyorum. Düşünüyorum bu akşam. Yaşantıları düşünüyorum, o adamı düşünüyorum. Hicten sebeplere üzülüp duruyoruz, adamın mutlu olduğu şeye bak. Yazık bize, yazık…





Dərc etdi:Uğurböceyi

Məlumat Saytda şərhləri oxumaq, şərh yazmaq, xəbər göndərmək üçün QEYDİYYATDAN keçməyiniz lazımdır.

Bəyən Sevgi Gülüş Şok Üzgün Əsəbi
789 693 649 635 614 650

Oxşar xəbərlər Digər trend xəbərləri

Məlumat Saytda şərhləri oxumaq, şərh yazmaq, xəbər göndərmək üçün QEYDİYYATDAN keçməyiniz lazımdır.

Məlumat Sizin rəyə rəy yazmaq 15 gündən sonra mümkündür.