Biz de İstanbula bir gün tepeden bakmıştık
Biz de İstanbula bir gün tepeden bakmıştık,
Tepeden baktığımız şehre isim takmıştık:
Kubbeler şehri, boğaz yurdu, fetih memleketi...
Doymadan seyrine ihmal ile yaktık bileti.
Durup el salladık ardından o kaçmış vapurun,
Simit ismarladım ahbaplara: haydi, buyurun!
Çay, simit, martı, burunlarda tüten tuz kokusu,
Her taraf işleme, her işlemede naz dokusu.
Sultan Ahmetteki sessizliğe ram olmak için,
Aranan şairi dal-dal arayıp bulmak için
Önce Gülhane gülüstanına olduk azım,
Şarkı söylerdi ceviz dalları: Nazım, Nazım...
Ayasofyaydı bizim sonraki sermenzilimiz,
Yakarışlarla alevlendi gönül kandilimiz.
Türlü ikramda bulunmuşdu bize çarşı-pazar,
Ordan ilhamla döner duygu ve hiss yüklü yazar.
Çıngıraklarda ledünnî gecenin tatlı sesi...
Bir sabah doğdu bu rü'yadan uyanmak çilesi.
Doldu hasretle gönül, doldu şiirlerle bavul:
- Hoşçakal, ey beni benden koparan İstanbul...
#MirKamilAğazadə







