Ve sen, benim mucizem olacaksın
Bazı insanlar güneşi çağırır hayata, bazıları da karanlıkta bile yıldız arar… Ben ikisini de seninle öğrenmek istiyorum. Henüz adını bilmiyorum belki, sesini duymadım, gözlerine bakmadım. Ama kalbim seni çoktan tanıyor gibi. Çünkü ben hayata hep biraz yorgun, biraz kırık geldim. Gündüzlerim gecelere benzedi bazen, umutla umutsuzluk aynı fincanda karıştı. Ve sonra bir gün… senin geleceğini hissettim. Her şeyin renginin değişeceğini. Sen hayatımı pembeye boyayan insan olacaksın. Şansımın yönünü değiştiren, güneşi bana doğru çeviren kişi. Ben inanmayı unutmuşken, sen inancı yeniden öğreteceksin. Geçmişin yükünü omuzlarımdan alıp “Artık buradayım” diyeceksin belki sadece — ama o iki kelime dünyaya bedel olacak. Beni bana katsam, seni bana katsam… Biraz umut, biraz sevgi, biraz da delicesine bağlılık karıştırsak. Ortaya “biz” çıksa. Fırtınalarda elimi bırakmayan, sessizliklerimde beni anlayan, gülerken gözleri dolan bir “biz”. Ben kolay biri değilim belki. Kalbim çok yaralı, duygularım derin, sevgim fazla. Ama birini seversem… ömrümle severim. Yarım değil, sonuna kadar. İşte seni de öyle seveceğim. Bir gün bu satırları okuduğunda şunu bil isterim: Ben seni gelmeden sevdim. Seni tanımadan özledim. Ve seni bulduğumda, hayata ilk kez gerçekten inanacağım. Eğer kader bizi bir yerde buluşturursa, bil ki o gün benim için güneş doğacak. Ve ben artık gecelere benzemeyeceğim. Çünkü sen olacaksın. Ve sen, benim mucizem olacaksın.







